..::. SEYYİD SÜLEYMAN EFENDİ HZ. .::..


 

İnsanları Hakk’a davet eden, onlara doğru yolu gösterip onları hakikate kavuşturan ve kendilerine Silsileyi Aliyye denilen büyük âlim ve velilerin otuz yedincisidir. Seyyid Süleyman Hazretleri 01/10/1945 yılında Giresun'da dünyaya geldi. Babası Mevlana Muhammed Seyyid Kasım-i Zilan Hazretleri, annesi Gülistan hatundur. 7 yaşında iken Beşiri'de ilkokula başladı, hem okuluna devam etti, hem de Beşiri Camisinde Kur'an-ı Kerim okumaya başladı.

Seyyid Süleyman Efendi çocukluğunda dergah içerisinde oyun oynarken annesi Gülistan Hatun tarafından azarlanır ve dergah içerisinde oyun oynamamasını tenbihler. Oyununa devam eden Süleyman Efendi bir müddet sonra annesi tarafından kovalanır. Kaçacak yer bulamayıp dedesi Eş-Şeyh Es-Seyyid Mevlana Muhammed Halid-i Zilan Hazretlerinin hücresinin kapısını açık bulup kapı arkasına saklanır. Gülistan anne o hırsla dalgınlıkla hücrenin içerisine istemeyerek girer. Bir an için Şeyh Halid-i Zilan Hazretlerinin karşısında olduğunu fark edince elden ve ayaktan kesilir. Şeyh Halid Hazretleri tatlı bir dille "Gülistan, Gülistan, torunum Süleyman'a kızma, bir gün gelecek ki bizim yolumuzu Süleyman devam ettirecek ve sende O'na tabi olacaksın" der. Gülistan anne Şeyh Hazretlerinin bu sözleri üzerine gün geçtikçe çocukları arasında Süleyman'a olan bakış açısı değişti.

Seyyid Süleyman Efendi İlk okulu ve Beşiri Camisinde Kur'an-ı Kerimi okumayı tamamladıktan sonra 12 yaşında yörenin tanınmış alimlerinde ilim tahsiline başladı. İlim tahsilinde Molla Said Efendinin yanında Gayetul İzi Bina ve Molla Ubeydullah Efendinin yanında Terkip ile Evamil ve Zuruf isimli kitapları okundu. Molla Yasin Efendiden Elmüğni Şerh Muğni isimli kitapları okuyarak ilmini tamamlayarak vatani görevine gitti.

Süleyman Efendi vatani vazifesini tamamladıktan sonra baba ocağına geri geldikten sonra ve gençlik yıllarında da eğitimine devam etti. 

Üstad Seyyid Kasım-i Zilan Hazretleri bir gün "oğlum Süleyman'ı bana çağırın" der. Süleyman Efendi babasının huzuruna geldikten sonra Şeyh Kasım Hazretleri oğlu Süleyman'a; "oğlum Süleyman bir iş için Konya'ya seyahat etmemiz lazım, iki tane tren bileti al gel" dedi. Seyyid Süleyman alel acele dışarı çıkıp ayakkabısını giyerken aklına aylardan Ramazan olduğu ve seyahatin de uzun olduğunu düşünerek yanında bir yol arkadaşının olması gerektiğini düşündü. Tekrar babasının huzuruna çıkıp müsaade isteyip seyahatin uzunluğu ve Ramazan-ı Şerif münasebetiyle yanlarında hizmet için bulunması için Vasfi isimli dergah hizmetkarının da yanında bulunmasını taleb etti. Şeyh Kasım Hazretleri bu talebi kabul etti. Yanlarına yol arkadaşı olarak Vasfi'yi alarak yolculuğa çıktılar.

İftar vakti gelince oruçlarını trende açıp namazlarını eda ettikten sonra Şeyh Kasım Hazretler hafif bir sesle bir beyit söyledi. Daha sonra Vasfi'den de bir beyit söylemesini istedi. Vasfi beytini tamamladıktan sonra oğlu Süleyman'a da bir beyit okumasını söyledi.

Beyitler okunduktan sonra Süleyman Efendi bu muhabbetten istifade ederek babasına dedi ki; "affınıza sığınarak bir şey söylemek isterim, fakat kızmanızdan korkarım, eğer bana kızmayacağınıza dair bir güvence verirseniz sorma cesaretinde bulunabilirim dedi. (Süleyman Efendi'nin istediği güvence Şeyh Kasım Hazretlerinin babasının başı için yemin ederek güvence vermesiydi)  Şeyh Kasım Hazretler en büyük yemini olan Şeyh Halid adına yemin ederek kızmayacağını söyledi. Babasının bu sözleri üzerine Süleyman Efendi: dedesinin adına yemin edilip isminin zikredildiğini duyunca manevi cesaret alıp sorusunu sormaya başladı. "Baba, bugün dünya, yarın ahiret alemi içerisindeki bir takım sebep ve sorunlardan dolayı bir araya gelemedik ve senin evlatların bizler ve amca çocuklarımız sana layık olamadık. Sağlığında yapamıyorsak sizden sonra da yapamayacağımız aşikardır. Bugün bir arada olamamayışımızın sebebini sizden öğrenmek istiyorum" dedi. Şeyh Kasım hazretleri evladının bu sözleri karşısında öyle duygulandı ki sağ elini iki kaşının arasına alarak beş dakika rabıtaya daldı. Seyyid Süleyman bu hal karşısında sorduğu soruya pişman oldu ve odadaki atmosferi değiştirmek için kompartıman kapısına elini uzatıp dışarı çıkmak isterken Şeyh Kasım Hazretleri başını kaldırıp "oğlum otur" dedi. Vasfi dışarı çıkmaya çalışırken O'nu da azarlayıp bu tarihi olaya şahit ol dedi. Şeyh Kasım Hazretler Süleyman Efendi'ye dönerek "Ben ve iki abim ilim tahsili gördüğümüz zaman üçümüz birbirimize acaba var mıdır günün birinde biz üç kardeşten birimiz hayatta kalıp, babamın yoluna devam edip, diğer kardeşlerimizden herhangi biri dünyasını değiştirirse hayatta kalan kişi diğer kardeşlerin emanetlerini kendi evlatlarından üstün tutacak" diye birbirimize söz verdik ve bende bu söze bağlandım. Acı bir gerçektir ki etrafımızda art niyetli kişiler tarafından bu bağlılık sözü suistimal edildi. Kendi içimden geçiriyordum acaba günün birinde siz evlatlarımdan bir tanesi bu manevi emanetin suistimal edildiğini, benim karşıma çıkıp bu istikametin nereye gideceğini sormanızı bekledim. Şuan da görüyorum ki Şeyh Halit'in emanetine sahip çıkacak birini karşımda görüyorum" diye Şeyh Kasım Hazretlerinin söylediğine Seyyid Süleyman Efendi ve Vasfi bizzat şahit olmuşlardır.

Seyyid Süleyman Efendi 32 yaşında iken muhterem babası Mevlana Muhammed Seyyid Kasım-i Zilan Hazretleri dünyasını değiştirdi.

Mevlana Muhammed Seyyid Kasım-i Zilan Hazretlerinin talebeleri "bu mekan boş olmaz" dediler. Aile meclisi ve ihvan meclisi toplanarak Seyyid Süleyman Efendinin talebelerle ilgilenmesi ve dergah hizmetlerinin yürütülmesi görevine layık gördüler. Bu kararı Süleyman Efendinin abisi Şahabettin Efendi açıkladı.

Seyyid Süleyman Efendi; babası olan muhterem Seyyid Mevlana Muhammed Kasım-i Zilan Hazretlerinin emanetine sahip çıkarak talebeleriyle yakından ilgilenmeye devam etti.

Seyyid Süleyman Efendi 30 Ocak 2006 tarihinde mübarek ruhunu Hakk’a teslim eyledi. Vefatından sonra büyük oğlu Seyyid Selman Faris Efendi dergah ve türbe hizmetlerini yürütmektedir.

Yüce Allah sırrını mukaddes ve mübarek kılsın.

 

 

 

Kaynak:  Şeyh Kasım Zilan Hz. Eski talebeleri

             Seyyid Süleyman Efendi'nin anlatımı