.

<seyyidzilan.net>

 

Şeriatta itikâf
 

Vacip, sünnet ve müstehap olmak üzere üç kisma ayrilir.

Bir kimse itikâfa girmeyi nezreder, yani adarsa bu, üzerine vacip olur. Örnegin “Allah rizasi için üç gün itikâfa girmek üzerime borç olsun” seklinde bir sarta baglamak ile olabilecegi gibi, “bu hastaliktan kurtulursam, hastam sifa bulursa veya su isim olursa su kadar gün itikâfa girecegim ” seklinde bir sarta bagli olarak da olur. Bu durumda bekledigi olunca belirttigi gün kadar itikâfa girmesi üzerine vacip olur. Girmezse günahkâr olur. Çünkü ayet-i kerimede:

“Ey iman edenler akitlerinize vefa gösterip yerine getirin”

( Maide / 1) buyrulmustur.

Peygamber Efendimiz (sav) de: “Kim Allah'a itaat hususunda adakta bulunursa adagini yerine getirip Allah'a itaat etsin ”(Buhari) buyurmustur.

Ramazan'in son on gününde itikâfa girmek sünnettir. Çünkü Peygamber Efendimiz daha önce belirttigimiz gibi ramazan orucunun farz kilinmasindan itibaren ömrünün sonuna kadar her ramazan ayinin son on gününde itikâfa girmistir.

Bunlarin disinda zaman zaman itikâfa girmek ise müstehaptir. Vacip olan itikâfta oruç sarttir. Bu nedenle nezredilen itikâf bir günden az olamaz. Sünnet olan itikâf Ramazan'da oldugu için zaten oruçludur.

Müstehap olan itikâfa gelince, onun muayyen bir müddeti yoktur, kisa bir an için de olabilir. Hatta mescide giren kimse çikincaya kadar itikâfa niyet ederse orada kaldigi müddetçe itikâfta sayilir,

Yukarida zikrettigimiz konu çerçevesinde seriata Itikâf Mescid ve mescid hükmünde olan bir yerde ibadet niyeti ile durmak manasina gelir. Itikâf yapan Müslüman, akilli ve temiz bulunmalidir. Bu sebeple Müslüman olmayanin, delinin, cünüp, hayiz, nifas halinde bulunan kadinin itikâfi caiz degildir. Ayrica itikâfa niyet de sarttir. Zira niyetsiz yapilan itikâf geçerli degildir.

Kadinlar da kendi evlerinde mescid olarak ayiracaklari bir odada itikâfta bulunabilirler. Buralar onlarin hakkinda birer mescid sayilir. Kadinlarin kendi evlerinde namaz kilmalari, mescidlerde namaz kilmalarindan daha faziletli oldugu gibi, evlerinde itikâflari da her türlü fitne ve fesat düsüncesinden beri olacagi cihetle mescitlerde itikâfta bulunmalarindan daha faziletlidir.

Itikâf halinde olan bir kimsenin dini ve tabi ihtiyaçlari için zaruri olarak mescidden çikmasi, itikâfini bozmaz. Itikâfta bulunanin Cuma namazi için veya abdest ve gusül ihtiyacini karsilamak için mescidden çikmasi, mescidin yikilmaya baslamasi veya oradan herhangi bir sebeple zorla çikarilmasi… Gibi, zaruri ve tabii özür halleri itikâfa zarar vermez. Baska bir mescidde itikâf tamamlanir. Tabii ihtiyaçlarini karsilamaya gelince, gidebilecegi en yakin mekâna gitmek gerekir.

Itikâf, Kur'an ve sünnette sabittir. Kur'an da Ramazan ayinin gecelerinden söz edilirken…

“Camilerde itikâfta iken de hanimlariniza yaklasmayin” (Bakara /187) buyrulur.

Baska bir ayette itikâf ibadetinin daha önceki ümmetlerde de yapildigina isaret edilir.(Bakara /125)

Hz. Peygamberin( sav) özellikle Ramazan içinde ve Ramazanin son on gününde itikâf yaptigini bildiren çesitli hadisi serifler vardir. Hz. Aise'nin söyle dedigi nakledilmistir:

“Rasulullah (sav) Ramazanin son on gününde itikâf yaparlardi. Bu durum vefat zamanina kadar bu sekilde devam etmistir” (Buhari) Itikâf sayesinde insanin maneviyati artar, kalbi nurlanir, simasinda kulluk nisanlari parlar, ilahi feyizlere kavusur. Peygamber (sav) Efendimiz;

“Itikâfta olan, günahlardan uzaklasir, her iyiligi islemis gibi sevaba kavusur” (Ibni Mace)

“Bir devenin iki sagimi kadar itikâf eden, bir köle azât etmis gibi sevap kazanir” (Tenvir)

“ Ramazanda on gün itikâf eden, iki defa (nafile ) hac yapmis gibi sevap kazanir” (Beyhaki)

Yukarida bahsettigimiz seriatta itikâftir, sünneti müekkededir. Cemaatten biri itikâfa girince bu görev digerlerinden düsmüs olur. Itikâfin sartlari, niyet etmek, oruçlu olmak, itikâfi bes vakit cemaatle kilinan camide yapmak ve kadinin ayhali ve logusa halinde olmamasidir.

 

Tarikatta Itikâf

 

Tarikatta Itikâfin nasil yapildigini Asrimizin mana günesi yolumuzun isigi muhterem üstadimiz

Kasım Baba (ks)Aziz Hz.leri söyle anlattilar:

“Tarikatta itikâfa girecek olan kimseyi üstadi bir hücreye çeker, canli hayvandan çikanlari, bal yumurta, et, tereyagi, süt, peynir…vs, yiyemez.

Ancak zeytin, zeytinyagi, ayçiçek yagi, çorba, pilav, sebze, meyve ve diger hububatlardan yiyebilir. Tuz katiyen yemez çünkü tuz yedigi zaman suyu çok içer vücut agirlasir, miskinlesir ve uyku verir. Uyku gelmemesi için tuzsuz tavsiye edilir. Itikâf ta dört saat uyku verilir. Sadece tuvalet ihtiyaci oldugu zaman disari çikilabilir, abdest almaya çikarken yüzü örtülü olmalidir.

Bu sekil Itikâfa girecek olan kisiyi Üstadi hücreye katar, itikâfta yapacagi esmalari verilir. Günlük yetmis bin tevhid “La Ilahe Illallah” eger dili söylerse yetistiremez, dilini ucunu disinin altina yerlestirecek ve bu sekilde söylerken kalbide “La Ilahe Illallah”demeye baslar. Eli dahi tesbih çekerken, kalbinin zikrine yetisemez ve içeriye çesitli renklerde nurlar gelmeye baslar Beyaz nur, sari nur, yesil nur, mor nur, kirmizi nur, mavi nur ve sonun da siyah nura ulasir. Burada Piranlar gelir, Üstadi gelir, melekler, tayfayi cin, seytan gelir. Seytan bir taraftan bagirir çagirir, korkutmak için acayip garaip haller yapar, aldatmaya çalisir, nur gösterir ben senden razi oldum, bu tarafa gel diye çagirir, itibar edilmez.

Itikâftaki Zât Ibrahim'in (as) Cenabi Zül Celal Hz.lerine teslim oldugu gibi teslim olur. Iste burada bütün enbiyalar tesrif ederler, onlarla beraber zikir yaparlar, Allah-ü Teâlâ Hz.lerinin sayisiz lütuf ve ihsanina gark olur. Bu sekilde yapilan itikâfa da tasavvuf itikâfi denir. Ancak bu Itikâfa Mürsidi Kamil olan Rasulullah (sav) Efendimizin varisi zâtlarin isareti ve kontrolünde girilir. Buyurdular.

 

 

.